<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz Mehdi Birliği</title>
	<atom:link href="http://mehdi.can.az/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mehdi.can.az</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Jan 2010 00:46:12 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yalan Hadis Nakletmek</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=40</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=40#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 00:44:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HADİSLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[
1- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, yerini cehennemde hazırlasın..”
2- Resulullah (s.a.a): “Kim, yalan olduğunu bildiği halde, benden bir hadis naklederse, iki yalancıdan birisidir.”
3- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, onun için cehennemde içinde (otlayacağı) kalacağı bir ev yapılır.”
4- Resulullah (s.a.a): “Büyük günahların en büyüklerinden birisi, benim söylemediğim bir sözün bana isnad edilmesidir.”
5- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/mekke.jpg" alt="" title="" width="180" height="140" class="aligncenter size-full wp-image-41" /></p>
<p>1- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, yerini cehennemde hazırlasın..”</p>
<p>2- Resulullah (s.a.a): “Kim, yalan olduğunu bildiği halde, benden bir hadis naklederse, iki yalancıdan birisidir.”</p>
<p>3- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, onun için cehennemde içinde (otlayacağı) kalacağı bir ev yapılır.”</p>
<p>4- Resulullah (s.a.a): “Büyük günahların en büyüklerinden birisi, benim söylemediğim bir sözün bana isnad edilmesidir.”</p>
<p>5- İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s): “Murciî, Kaderi ve Hariciler (gibi sapık guruplar)den biri, bizden size bir hadis naklederse, onu yalanlamayın; çünkü doğru olup olmadığını bilemezsiniz; belki de hak söz olabilir; siz bu yalanlamanızla Arşda Allah”ı yalanlamış olabilirsiniz.”</p>
<p>6- Resulullah (s.a.a): “Kim, kendisine ulaşan bir hadisimi inkar ederse, kıyamet günü onun aleyhine şahitlik ederim. Öyleyse benden olup olmadığını bilmediğiniz bir hadis duyarsanız, deyin ki: “Allah daha iyi bilir.”</p>
<p>7- Resulullah (s.a.a): “Kim, benden kendisine ulaşan bir hadisi yalanlarsa, üç kişiyi yalanlamıştır; Allah”ı , Resulünü ve hadisi kendisine nakledeni.”</p>
<p>8- İmam Sadık (a.s) bazı dostlarına hitaben şöyle buyurdu: “Bizim vazifemiz (dinin) asıllarını, temellerini beyan etmektir, sizin göreviniz ise (bu asıllara dayanarak) teferruat ve detayların (hükmünü) çıkarmaktır.” (Bugün müctehidlerin yaptığı da bundan ibarettir.)</p>
<p>———————————————————————</p>
<p>1- El-Emeli (Şeyh Tûsi), s.227</p>
<p>2- Kenz-ül Ummal Hadis: 29171</p>
<p>3- Kenz-ül Ummal Hadis: 29178</p>
<p>4- Kenz-ül Ummal Hadis: 29255</p>
<p>5- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212</p>
<p>6- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212</p>
<p>7- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212</p>
<p>8- Es-Serâir s.58</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=40</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalancılar ve Sahte Mehdiler</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=37</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=37#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 00:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[
Her zaman değerli eşyaların sahtesi de olmuştur. Sahte altın, sahte para basımı, sahte senet ve sahte belge düzenleme gib. Tarih boyunca, bazılarının cahilliklerini/saflıklarını ve halkın dini inançlarını kötüye kullanarak peygamberlik iddia edip halkı aldatan kişiler olmuştur.
  Mehdilik adına da benzeri temelsiz iddialarda bulunanlar az veya çok ortaya çıkmıştır.
Bazıları kendilerini İmam ile halk arasında aracı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/mescid.jpg" alt="" title="" class="aligncenter size-thumbnail wp-image-38" /></p>
<p>Her zaman değerli eşyaların sahtesi de olmuştur. Sahte altın, sahte para basımı, sahte senet ve sahte belge düzenleme gib. Tarih boyunca, bazılarının cahilliklerini/saflıklarını ve halkın dini inançlarını kötüye kullanarak peygamberlik iddia edip halkı aldatan kişiler olmuştur.<br />
  Mehdilik adına da benzeri temelsiz iddialarda bulunanlar az veya çok ortaya çıkmıştır.</p>
<p><strong>Bazıları kendilerini İmam ile halk arasında aracı olarak tanıtmışlardır.</strong></p>
<p>Buna bir kısım cahil halk inanınca bir adım daha öteye giderek kendilerinin Mehdi olduklarını iddia etmişler, bir bölük halkı doğru yoldan saptırmışlardır. Düşmanlar da İslam ümmeti arasında ayrılık çıkarmak için bu odakları desteklemişlerdir. (Bu yalancı gruba en iyi örnek olarak Bahaîleri gösterebiliriz.) Böylece “Beklenen o Mehdi biziz ve ortaya çıktık.” deyip, gaib İmam’ı (af) bekleyen bir kısım Müslümanı arkalarına taktılar.<br />
  “Bahaî” ve “Kadıyanî” grupları İngilizlerin iğrenç politikalarının ürünüdür.</p>
<p><strong>Birincisi İran’da, ikincisi ise Afrika’da olan bu iki sapık mezhep büyük bir kitleyi kendi yanlış yollarına çekebilmiştir.</strong></p>
<p>    Bunların kurucuları (Ali Muhammed Bab ve Gulam Ahmet Kadıyanî) yabancıların uşaklarıydılar.<br />
  “Seyit Ahmet Hindî” de yalancı müddeilerden biriydi. Hicrî 1243 yılında Hindistan’da Mehdilik iddiasında bulundu.Yine “Muhammed b. Ali Senusi” hicri 13. yüzyılda Cezayir’de ve Libya’da böyle bir iddiada bulundu. “Mehdi Sudanî” bir başka Mehdilik iddiasında bulunan kişiydi. Büyük bir kitleyi aldatıp peşine taktı. Hicri 1308′de öldü.<br />
  İslam tarihinde bu tür olaylar çokça ortaya çıkmıştır.İbret alıp ders çıkarmak gerekir.İleri görüşlü Müslümanlar bu olaylardan ders çıkarmalı ve her iddiayı öyle kolayca kabul etmemelidir. Din ve inanç adına ileri atılan kötü niyetlileri tanımalıdırlar. İngiltere, Bahaîliğin kurucusu “Ali Muhammed Bab”ı destekliyordu. Yeni onun yerine geçen Hüseyin Ali Bahaî baskı gördüğünde Rus elçiliğine sığınmıştı. Bugün ise Amerika ve İsrail, Bahaîlerin  en büyük destekçisidirler. İmam Mehdi (af) aşığı günümüz gençleri için bu gelişmelerde dersler ve ibretler vardır.<br />
Genellikle bu çeşit iddiaların ve grupların ortaya çıkışı çıkar amaçlıdır. Bu iğrenç planlar yeni değildir. İmam-ı Zaman’ın (af) gaybet-i suğra döneminde, 69 yıllık sürenin bitimine yakın bir zamanda bazı çıkar çevreleri, mal-mülk, mevki-makam elde etmek amacıyla kendilerini İmam-ı Zaman (af) tarafından, onun özel vekili ve elçisi olarak atandıklarını iddia ettiler. “Şelmeğanî” de bunlardan biriydi.İmam (af), Hüseyin b. Ruh’a gönderdiği mektubunda onun sapkınlığını açığa çıkardı. Onu nefretle ve lanetle andı ki kimse şüpheye düşmesin ve benzer iddialara kalkışmasın. “Ebu Dulf Kâtip” ve “Muhammed İbn Ahmed Bağdadî” de diğerleri gibi yalancı müddeilerdendi.</p>
<p><strong>Temeli bencillik ve makam hırsına dayanan bu sapkınlık, günümüzde de zaman zaman ortaya çıkmaktadırçBazı kimseler kendilerini zamanın İmamı olarak tanıtıyorlar.</strong></p>
<p>Ya da onunla özel bağları olduğunu iddia ediyorlar. Ne yazık ki bir kısım saf ve cahil kimse de , bunlara inanmakta ve kandırılmaktadır. Fazla bir zaman geçmeden bunların rezilliği, yalanı ve fesadı açığa çıkıyor. Zaman zaman da bazıları çıkıp İmam-ı Zaman’ı (af) gördüklerini söylüyorlar. Bu yolla dikkatleri çekip bir kısım halkı kendilerine “mürit” yaparak onları İmam-ı Zaman (af) yerine kendilerine bağlanmaya davet ediyorlar.<br />
Bu durum, o Allah dostunu tanımamak ve onun kutlu varlığını inkar etmektir.<br />
  Yoksa bir gönül iman ve basiretle dolu olursa aşık gönülleri, o nurlu şahsiyete bağlayan bir köprü olur, kendisini de hiç hesaba katmaz.</p>
<p><em>Cevad Muhaddisi’nin “Ümit Sabahı” kitabından alıntıdır.<br />
Sayfa:52</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=37</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Əli (ə)`dan 100 kəlam</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=32</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=32#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 19:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KELAMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[
1.Mənim Allaha və qiyamət gününə inamım o dərəcədədir ki,Allahla bəndə arasındakı hicab (pərdə) götürülsə inamımda zərrə qədər dəyişiklik olmaz.
(Yəni Allahı və qiyaməti neçə düşünürdümsə,pərdənin ardından da elə o cür görünəcək.)
2.İnsanlar bu dünyada yatmışdırlar.Öldükləri zaman hər şeydən xəbərdar olurlar.
3. Yalan olan yerdə məhəbbət olmaz.
4.Öz qədrini bilən hər bir kimsəyə ölüm qorxulu deyil.
5.Hər bir insanın qiyməti onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/hz_ali.jpg" alt="" title="" width="180" height="210" class="aligncenter size-full wp-image-33" /></p>
<p>1.Mənim Allaha və qiyamət gününə inamım o dərəcədədir ki,Allahla bəndə arasındakı hicab (pərdə) götürülsə inamımda zərrə qədər dəyişiklik olmaz.</p>
<p>(Yəni Allahı və qiyaməti neçə düşünürdümsə,pərdənin ardından da elə o cür görünəcək.)</p>
<p>2.İnsanlar bu dünyada yatmışdırlar.Öldükləri zaman hər şeydən xəbərdar olurlar.</p>
<p>3. Yalan olan yerdə məhəbbət olmaz.</p>
<p>4.Öz qədrini bilən hər bir kimsəyə ölüm qorxulu deyil.</p>
<p>5.Hər bir insanın qiyməti onun etdiyi yaxşılıqlarla ölçülür.</p>
<p>6.Özünü tanıyan hər bir şəxs Allahını da tanıyar.</p>
<p>7.Hər bir adam öz dilinin arxasında gizlənir.</p>
<p>8.Dili şirin olan kimsənin qardaşları çox olar.</p>
<p>9.Yaxşılıqla azad adamları da qul etmək olar.</p>
<p>10.Paxılın malına bir hadisə üz verməsi və ya vərəsəyə yetişməyə tarac olmasını müjdə ver.</p>
<p>11.Danışanın özünə yox,sözünə daha çox diqqət et.</p>
<p>12.Bəla vaxtı qorxuya düşmək möhnti artırır və insanı savabdan məhrum edir.</p>
<p>13.Zülümlə qələbə əldə etmək olmaz.</p>
<p>14.Təkəbbürlü adamı heç kəs tərif etməz.</p>
<p>15.Simicliklə ehsan bir yerə sığmır.Yəni paxıl kimsə ehsan edə bilməz.</p>
<p>16.Bədənin sağlamlığını çox yeməklə deyil.</p>
<p>17.Əxlaqsız adamın şərəfi olmaz.</p>
<p>18.Tamahkar adam haramdan əl çəkməz.</p>
<p>19.Paxıl adamın rahatlığı olmaz.</p>
<p>20. İnsanların öz ata-babalarından zamanələrinə daha artıq oxşarlıqları var</p>
<p>21.İntiqam almaqla ağalıq tutmaz.Yəni böyük kimsə müqəssir adamın təqsirini əfv edər.</p>
<p>22.Qaşqabaqlı,pis niyyətli olmaqla,ziyarət olmaz.Yəni elə ziyarətin faydası yoxdur.</p>
<p>23.Məsləhət etməyən kimsə,mətləbinə nail olmaz.</p>
<p>24.Yalançı şəxsin rəhm və mürvəti olmaz.</p>
<p>25.Pəhrizkarlıqdan yaxşı ləyaqət ola bilməz.</p>
<p>26.İslamdan yüksək şərəf yoxdur.</p>
<p>27.Pəhrizkarlıqdan yaxşı pənahgar yoxdur.</p>
<p>28.Tövbədən artıq şəfaətedici yoxdur.</p>
<p>29.Salamatlıq ən gözəl geyimdir.</p>
<p>30.Nadanlıqdan betər dərd yoxdur.</p>
<p>31.Ağlın azlığından betər xəstəlik olmaz.</p>
<p>32.Dilinə nəyi öyrətsən,sənə o şeyi qaytarar.</p>
<p>33.İnsan bilmədiyi şeyin düşmənidir.</p>
<p>34.Allah rəhmət etsin o kimsəyə ki,öz qədirini bilib,həddini aşmaz.</p>
<p>35.Üzrü təkrar etmək,günahı təzələməkdir.</p>
<p>36.İnsanlar arasında bir kəsə nəsihət etmək,onun üçün danlaqdır.</p>
<p>37.Ağlı kamil olan kimsə az danışar.</p>
<p>38.Şəfaət edən kimsə ehtiyac sahibinin qanadıdır.(dayağıdır).</p>
<p>39.Ayrılıq insan üçün zillət və xarlıqdır.</p>
<p>40.Nadan adamın xoşbəxtliyi zibillikdə olan bağ-baxça kimidir.</p>
<p>41.Səbirsizliyin məşəqqəti səb etməyin məşəqqətindəndən artıqdır.</p>
<p>42.İnsan o vaxt azad olurki öz vədəsinə vəfa edir.</p>
<p>43.Məkr və hiyləsi gizlin olan şəxs ən böyük düşməndir.</p>
<p>44.Lazım olmayan şeyi tələb edən şəxs lazım olan şeyi də əldə edə bilmir.</p>
<p>45.Qiymətə qulaq asan kimsə qiybət edənlərdən biridir.</p>
<p>46.Tamahkar adam yaramaz olar.</p>
<p>47.Xalqdan ümüdünü kəsib Allaha ümüdvar olan kimsə,rahat olar.</p>
<p>48.Həris olan kimsə naümüd olar.</p>
<p>49.Çox zarafat edən şəhs nifrət qazanar və ya hörmətsiz olar.</p>
<p>50.Şəhvət qulu olan kəs satılan quldan da alçaq olar.</p>
<p>51.Günahkar adama şəfaət etməyə qalib olan şəxsin qələbə çalmağı kifayət edir.</p>
<p>52.Çox adam özünün zərərinə olan şeyə can atır.</p>
<p>53.Ümüdsüzlük azadlıqdır,xahiş etmək isə qul olmaqdır.</p>
<p>54.Ağıllı insanın zənni də gerçək olar.</p>
<p>55.Baxan ibrət götürər,yəni hər kimsə ki,ruzigarın işlərinə ibrət gözü ilə nəzər edə,özü üçün nəsihət qəbul edər.</p>
<p>56.Ədavət qəlb üçün böyük yükdür.Yəni düşmənçilik ürəyi bütün işlərdən geri qoyar.</p>
<p>57.Qəlbi çətin işlərə məcbur etsən,kor olar.</p>
<p>58.Ədəb ağlın sürətidir,yəni ədəbi olan kimsənin ağlı olar.</p>
<p>59.Tamahkar adamın həyası olmaz.</p>
<p>60.Paxıl kimsə günahsız adama da qeyzli olur.</p>
<p>61.Xoşbəxt o kimsədir ki, özündən başqalarının da nəsihətinə qulaq asar.</p>
<p>62.Şər adamda pis eyiblər cəm olur.</p>
<p>63.Çox razılığa gəlməyin və çox ədavətin axırı ayrılıqdır.</p>
<p>64.Özünə çox ümüd olan kimsə istəyinə yetməz.</p>
<p>65.Zülm edən şəxs özünün məhvə doğru aparar.</p>
<p>66.Hər bir udum suda bir əzab və hər bir loxma təamda bir qüssə var.</p>
<p>67.Allahın təqdiri yerinə yetən vaxtda bəndənin tədbiri itir.</p>
<p>68.Allahın qəzavü-qədəri gələn zaman ehtiyat eləmək fayda verməz.</p>
<p>69.Ehsan etmək pis niyyətli adamların dilini kəsər.</p>
<p>70.Şərafət elm və ədəblədir,əsl-nəcabətlə deyil.</p>
<p>71.Əsl-nəcabətin və şərafətin ən yaxşısı xoşhasiyyət olmaqdır.</p>
<p>72.Ən böyük əsl-nəcabət ədəbli olmaqdr.</p>
<p>73.Ehtiyacın betəri axmaqlıdır.Yəni axmaqlıqdan betər ehtiyaç olmaz.</p>
<p>74.Qorxunun və nifrətin daha artıqı xüdpəsənd olmaqdır.Şəxs nə qədər təkəbürlü olursa,başqa adamlar ona o qədər nifrət edir.</p>
<p>75.Ən böyük dövlət ağıldır.Yəni ağıllı kimsə həqiqətdə möhtac deyil,bəlkə də artıq dövlətlidir.</p>
<p>76.Neməti tələf edən şeylərdən çəkin!Ona görə ki,tələf olan nemətin qayıtması müşküldür.</p>
<p>77.Tamah olan başda ağıl olmaz.</p>
<p>78.Allaha üz çevirən adamın dövləti olar.Allahdan üz döndərən adam həlak olar.</p>
<p>79.Faqır olduğunuz vaxt sədəqə verib Allah ilə müamilə ediniz.</p>
<p>80.Hər bir kimsənin tərbiyə üsulu yumşaq olsa,onun övlad və törəmələri tərbiyəsiz olar.</p>
<p>81.Ağıllı kimsənin dili ürəyinin dalında olar.Yəni ağıllı adam qabaqca sözünün yaxşı və pisinifikirləşib sonra danışar.</p>
<p>82.Axmaq kimsənin qəbi dilinin dalında olur.Yəni axmaq adam qabaqca danışıb sonra fikirləşir.</p>
<p>83.Hər kəski, öz iradəsini çiovlaya bilməsə,əcəl ou öz tərəfinə çəkər.</p>
<p>84.İlk nemət sizlərə yetişdiyi zaman axırını şükürsüzlüklə qaçırtmayın.</p>
<p>85.Öz nəfsinin xar və zəlid edən hər bir kimsə,tamahı özünə adət etdi.</p>
<p>86.Öz ehtiyaçını xalqa bildirən hər bir kimsə öz zillətinə razı olar.</p>
<p>87.Xar etdi o kimsənin nəfsi ki,dilinə malik olmayıb,dilini özünə əmr və hakim etdi.</p>
<p>88.Simiclik insana ardır.Qorxu isə nöqsandır.</p>
<p>89.Ehtiyac baçarıqlı adamı da öz əqidəsindən döndərər və heç kəs onun sözlərinə inanmaz.</p>
<p>90.Malı az olan kimsə öz vilayətində qəribədir,heç kəs onu tanımaz.</p>
<p>91.Gözəl davranışlar (ədəblər) insana həmişə təzə zinətlərdir.</p>
<p>92.Ürəyi açıqlıq və üzü gülər olmaq məhəbbətin torudurki, insanları onunla ovlamaq olar.</p>
<p>93.Hər bir kimsə ki,özündən razı ola,onun düşməni çox olar.çünki, təkəbbürlü həmişə başqaların nəzərində zəlil olar.</p>
<p>94.Hər kəsin ki,dünya üzünə gülüb,onu xoşbəxt edərsə başqalarının da yaxşı sifətlərini ona bağışlar və bir kəsdən üz döndərərsə,onu idbar edib,onun yaxşı sifətləini də əlindən alar.</p>
<p>95.İnsanlarla yaxşı davranın ki,bir vaxt dünyadan köç etsəniz,yaxşı sifətlərinizi yada salıb sizin üçün ağlasınlar,yaxud qalsanız sizin tərəfdarlarınız olub sizə əşbət etsinlər.</p>
<p>96.Ey oğul axmaqlarla yoldaşlıq etməkdən çəkin,çünki axmaq sənə yaxşılıq etmək istəsə də,sənə ondan ancaq zərər yetişər.</p>
<p>97.Paxıl adamla dostluq etməkdən uzaq ol.Çünki paxıl şəxs möhtac olduğun şeyi səndən əsirgəyər.</p>
<p>98.Günahkar kimsə ilə yoldaş olmaqdan uzaq ol.Çünki o şəxs səni ucuz olan qiymətə satar.</p>
<p>99.Yalançı kimsə ilə dost olaqdan uzaq ol.Ona görə ki,yalançının məsəli sərab(ilğım) misalındandır.öz yalan sözü ilə uzaq şeyləri sənə yaxın şeyləri uzaq göstətər.</p>
<p>100.Kişinin qədər və hörməti öz səy və çalışqanlığına görədir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=32</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Mehdi (as)`dan 14 Kelam</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=24</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=24#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 15:32:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KELAMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[
1- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:
&#8220;Haqq biz Ehli-beytlədir. Kiçik bir dəstenin bizden ayrılması qorxumuza sebeb olmur. Çünki, biz Alahın yetirmeleri , diger mexluqlar ise bizim yetirmelerimizdir&#8221;. (Əl-ğeybət,seh 285)
2- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:
&#8221; Heqiqeten men yer sakinlerinin amanıyam. Nece ki, ulduzlar səma əhlinin amanıdır&#8221;.(Kəmaluddin,c2,seh485)
3- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:
&#8221; Allahın canişinleri o şəxslərdir ki, Tanrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/mehdi.jpg" alt="" title="" width="320" height="240" class="aligncenter size-full wp-image-25" /></p>
<p>1- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Haqq biz Ehli-beytlədir. Kiçik bir dəstenin bizden ayrılması qorxumuza sebeb olmur. Çünki, biz Alahın yetirmeleri , diger mexluqlar ise bizim yetirmelerimizdir&#8221;. (Əl-ğeybət,seh 285)<br />
2- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Heqiqeten men yer sakinlerinin amanıyam. Nece ki, ulduzlar səma əhlinin amanıdır&#8221;.(Kəmaluddin,c2,seh485)<br />
3- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Allahın canişinleri o şəxslərdir ki, Tanrı onların vasitesi ilə dinini yaşadır, nurunu onlarda genişlendirir.Allah onlarla qohumları arasında ferq qoymuş ve bu vasite ile hüccet qeyrihüccetden, imam memumdan seçilir.Bu ferq onları günah, nöqsan, fesad, xətaya yol vermekden uzaq ve onlara elm xezinesi , gizli elmlerden xeberdar olma töhvesi ata edir , onları delil ve subutla tesdiq edir.Eger bele olmasaydı bütün insanlar bir-birileri ile beraber olar ve her yerinden duran imamalıq iddiası ederdi.Bele ki, haqla batil ,alimle cahil arasında ferq olmazdı&#8221;.(Ehticac,c2,seh280)<br />
4- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Biz Ehli-beytin elmi üç qisme bölünür; keçmişe, geleceye və hadisə olan elm.Keçmişin elmi tefsir, geleceyin elmi moquf, hadis elmi ise qelblerin sirrinden xeberdar olmaq ve qulaqlarda zümzüme etmekdir.Bu bizim en mühüm elmimizdir.Peyğemberden sonar (s) nebi gelmeyecekdir&#8221;.(Dəlaili-əimmə, səh 524)<br />
5- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Haqq biz Ehli-beytledir.Kiçik bir destenin bizden ayrılması qorxumuza sebeb olmur.Çünki, biz Alahın yetirmeleri , diger mexluqlar ise bizim yetirmelerimizdir&#8221;.(Əl-ğeybət,seh 285)<br />
6- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Heqiqeten men yer sakinlerinin amanıyam.Nece ki, ulduzlar səma əhlinin amanıdır&#8221;.(Kəmaluddin,c2,seh485)<br />
7- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Allahın canişinleri o şəxslərdir ki, Tanrı onların vasitesi ilə dinini yaşadır, nurunu onlarda genişlendirir.Allah onlarla qohumları arasında ferq qoymuş ve bu vasite ile hüccet qeyrihüccetden, imam memumdan seçilir.Bu ferq onları günah, nöqsan, fesad, xətaya yol vermekden uzaq ve onlara elm xezinesi , gizli elmlerden xeberdar olma töhvesi ata edir , onları delil ve subutla tesdiq edir.Eger bele olmasaydı bütün insanlar bir-birileri ile beraber olar ve her yerinden duran imamalıq iddiası ederdi.Bele ki, haqla batil ,alimle cahil arasında ferq olmazdı&#8221;.(Ehticac,c2,seh280)<br />
8-İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Biz Ehli-beytin elmi üç qisme bölünür; keçmişe, geleceye və hadisə olan elm.Keçmişin elmi tefsir, geleceyin elmi moquf, hadis elmi ise qelblerin sirrinden xeberdar olmaq ve qulaqlarda zümzüme etmekdir.Bu bizim en mühüm elmimizdir.Peyğemberden sonar (s) nebi gelmeyecekdir&#8221;.(Dəlaili-əimmə, səh 524)<br />
9- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Yer üzü heç vaxt höccətsiz qalmayacaq.İster o hüccət gizli , istər aşkar olsun&#8221;.(Kəmaluddin,c2, səh 511)<br />
10- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Qəlbimiz Allahın istəkləri üçün bir qabdır.Biz də Allahın iradə ve istəyini iradə edir və istəyirik.Necəki Allah buyurur:Sizin istəyiniz Allahın istəyidir&#8221;.(Təkfir ayəsi:29,Qeybəti Tusi,səh248)<br />
11- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Heç bir şey Nmaz qədr şeytanın burnunu yere sürtmür.Belə isə Namaz qılın və şytanın burnunu yerə sürtün&#8221;. (Fəqih, c1, səh 498)<br />
12- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8220;Sühb namazını göydə ulduzlar itənə qədədr təxirə salan şəx lənətlənmişdir&#8221;.( Əl-qeybət, səh271)<br />
13- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Şükr səcdəsi ən lazım , ən vacib İlahi müstəhəblərdəndir&#8221;.<br />
14- İmam Hz Mehdi (as) buyurdu:<br />
&#8221; Allahın istəyini yetirən şəxsin hacətini də Allah yerinə yetirər&#8221;. (Biharul-ənvar,c51,səh331)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=24</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Caferi Sadık (as) 40 Hadis</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=20</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=20#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 15:09:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HADİSLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[
1- “Velayetin (yöneticiliğin) haram kısmı, zalim yöneticinin velayetidir ve en yükseğinden en alt makamına kadar onun tarafından (yöneticilik makamına) tayin edilen kimselerin yöneticiliğidir. Yönetici olarak onlar için çalışmak ve onlarla ticaret yapmak haramdır ve bu iş meşru değildir. Bunu yapan adam, yaptığı iş ister az olsun ister çok, bu işinden dolayı azaba uğrayacaktır. Çünkü onlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/imam_sadik.jpg" alt="" title="" class="aligncenter size-medium wp-image-22" /></p>
<p>1- “Velayetin (yöneticiliğin) haram kısmı, zalim yöneticinin velayetidir ve en yükseğinden en alt makamına kadar onun tarafından (yöneticilik makamına) tayin edilen kimselerin yöneticiliğidir. Yönetici olarak onlar için çalışmak ve onlarla ticaret yapmak haramdır ve bu iş meşru değildir. Bunu yapan adam, yaptığı iş ister az olsun ister çok, bu işinden dolayı azaba uğrayacaktır. Çünkü onlara (zalim yöneticilere) her çeşit yardımda bulunmak büyük bir günahtır. Bunun sebebi ise şudur: Zalim yöneticinin yöneticiliğinde hak olan her şey ayak altına alınır ve batıl olan her şey de dirilir; zulüm sitem ve fesat aşikar olur. (İlahi) kitaplar iptal edilir; peygamber ve müminler öldürülür; camiler yıkılır, Allah’ın sünnet ve şeriatı değiştirilir. Bu yüzden onlarla çalışmak, onlara yardımda bulunmak ve onlarla ticaret yapmak haramdır; ancak kan ve murdarı yemek kadar bir zaruret söz konusu olursa, o başka”.</p>
<p>2- “İlmi olmayanı mutlu saymak, sevgi ve muhabbeti olmayanı övmek, sabırlı olmayanı kamil saymak, ulemayı kınamaktan ve onlara dil uzatmaktan kaçınmayan kimseye dünya ve ahiret hayrı ümit etmek doğru ve uygun değildir. Akıllı adamın, sözüne güvenilmesi için doğru konuşan olması, nimetin çoğalmasını hakketmesi için de şükreden olması gerekir.”</p>
<p>3- “Ömer bin Hanzele şöyle diyor: “İmam Cafer Sadık (a.s)’a, ashabımızdan olan iki şahsın arasında bir borç veya miras hakkında anlaşmazlık vardır, mahkeme için sultana ve hakimlere (zalim yönetici veya onlar tarafından tayin edilen kadılara) başvuruyorlar; acaba bu amel câiz midir? İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Kim onlara hak veya batıl bir meselede başvurursa, tağuta başvurmuştur; onun yararına hükmettiği şey kesin hakkı bile olsa haramdır. Çünkü tağutun hükmüyle onu almıştır. Allah (c.c) buyurmuştur ki: “Tağutun önünde muhakeme olmayı isterler, oysa onlar onu reddetmekle emr olunmuşlar.”[ [1] – Nisa/60.] Öyleyse ne yapsınlar? dediğimde şöyle buyurdular: “Bizim hadislerimizi rivayet eden, helalımızı ve haramımızı bilen ve hükümlerimizden haberdar olan birisini bulsunlar, ben onu size hakim kıldım.”</p>
<p>4- “Kadılar dört kısımdır; üç kısmı cehennemde, bir kısmı da cennettedir:</p>
<p>a) Bilerek haksız yere hüküm veren kimse cehennemdedir.</p>
<p>b) Bilmeyerek haksız yere hüküm veren kimse cehennemdedir.</p>
<p>c) Bilmeyerek hakka hüküm veren kimse cehennemdedir</p>
<p>d) Bilerek hakka hüküm veren kimse ise cennettedir.”</p>
<p>5- “Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek.</p>
<p>Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi.”</p>
<p>6- “Ölümden sonra insan için ancak üç yolla sevap yazılır: Hayatında ölümünden sonra da devam edecek bir sadaka-i cariye (cami, köprü vb. şeyler) geriye bırakmak; kendisinden sonra amel edilecek bir sünnet-i hasene (güzel bir gelenek) bırakmak ve kendisine dua edecek salih bir evlat yetiştirmek.”</p>
<p>7- “Müslüman’ın, Müslüman kardeşi üzerindeki hakkı şunlardır: Karşılaştığında selam vermek, hastalandığında ziyaret etmek, gıyabında hayrını istemek, aksırdığında “Yerhamukellah” (Allah sana rahmet etsin) demek, davet ettiğinde davetini kabul etmek ve öldüğünde onu teşyi etmek (uğurlamak).”</p>
<p>8- “Mümin, müminin kardeşidir; müminler tek bir gövde gibidirler; eğer bir tarafı ağrırsa ağrısını diğer organlar da hisseder. Müminlerin ruhları da bir ruhdandır; müminin ruhunun Allah’a bağlılığı, güneş ışınlarının güneşe bağlılığından daha şiddetlidir.”</p>
<p>9- “Dostluk ancak had ve sınırlarıyla gerçekleşir; kim bu had ve şartların hepsine veya bunlardan bazısına riayet ederse gerçek bir dost olur; aksi takdirde böyle bir kimsenin dostluğunu dostluk sayma. Bu had ve sınırların birincisi, içte ve dışta sana karşı aynı olmasıdır. İkincisi, senin ziynetini (iyiliğini) kendi ziyneti ve senin kötülüğünü de kendi kötülüğü bilmesidir. Üçüncüsü, bir makam veya servete ulaştığında sana karşı durum ve tavrının değişmemesidir. Dördüncüsü, gücü yettiği bir şeyi senden esirgememesidir. Bu hasletlerin hepsinden kapsamlı ve üstün olan beşincisi de musibet ve sıkıntılarda seni yalnız bırakmamasıdır.”</p>
<p>10- “Suçlanacak yerde duran kimse, kendisine kötü zanda bulunan kimseyi kınamamalıdır. Sırrını saklayan kimsenin yetkisi daima kendi elinde olur. İki kişiyi geçen her söz ifşa olur. Kardeşinin yaptığını iyiye yorumla; sözüne iyi bir tevil bulduğun müddetçe onu kötüye yorumlama. Dürüst olan kardeşleri elden kaçırma; çünkü onlar, varlıkta azık belada ise siperdirler. Allah’tan korkan kimselerle istişare et. Kardeşlerini takvaları miktarınca sev. Kötü kadınlardan çekin, iyilerinden de kork; (kadınlar) sizi iyi işe emrederlerse, kötü işte size meyletmemeleri için onlara muhalefet edin.”</p>
<p>11- “Boş konuşma; münasip bir yer bulmadıkça da yararlı sözleri söyleme. Nice konuşanlar vardır ki, yararlı ve hak sözü yersiz söylediği için incinmiştir. Akılsız ve olgun kimseyle çekişme. Çünkü olgun kimse, sana galip gelir; akılsız ise seni helak eder. Kardeşinin gıyabında, hakkında söylenmesini sevdiğin şeyin en güzelini onun hakkında söyle; çünkü amel, işte budur. İşlerde, iyiliğine karşı mükafat alacağını ve suçlarına karşı da hesaba çekileceğini bilen bir kimse gibi amel et.”</p>
<p>12- “Kim dünyada zahit olursa, Allah hikmeti onun kalbine yerleştirir, dilini onunla açar, dünyanın zararlarını, dert ve dermanlarını ona gösterir ve onu dünyadan esenlik evine salim olarak götürür.”</p>
<p>13- “İnsanlar (kıyamet günü) sırat köprüsü üzerinden çeşitli şekillerde geçerler; Sırat köprüsü kıldan ince ve kılıçtan keskindir… Bazıları sürünerek, bazıları yürüyerek, bazıları da vücutlarının bir kısmını ateş yakacak şekilde asılarak geçerler.”</p>
<p>14- “Şaka yapmaktan sakının. Çünkü şaka yapmak, düşmanlık doğurur; aynı zamanda küçük bir sövüştür de.”</p>
<p>15- “Basiretsiz (körü körüne) amel eden kimse doğru yoldan yürümeyen kimseye benzer; süratle gidişi, onu hedefinden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz.”</p>
<p>16- “Ey Cundeb oğlu! Müminlere zulmün dışında, diğer bütün günahlar bağışlanır. Gösteriş için yapılan amellerin dışında diğer bütün hayır ameller kabul edilir.”</p>
<p>17- “Halkı güzel amellerinizle iyiliğe davet edenlerden olun, dilinizle değil. Halk sizin çabanızı, doğruluğunuzu ve haramlardan sakınmanızı görmelidir.”</p>
<p>18- “Ey Cundeb oğlu! Kazandığı maldan kendisini mahrum bırakan, başkası için toplamaktadır. Heva ve hevesine uyan düşmanına uymuştur. Kim Allah’a güvenirse Allah ona, dünya ve ahiret işlerinde yeter ve gıyabında onun her şeyini korur. Her belaya karşı sabır, her nimete şükür ve her zorluğa çözüm yolu hazırlamayan kimse aciz kalır.</p>
<p>Evladına ve malına gelecek her bela ve musibete karşı sabretmeye çalış. Çünkü Allah sabır ve tahammülünüzü denemek için emanet ve bağışını geri alır. Günah işlemeye cesaretlendirmeyecek şekilde Allah’a ümitli ol ve Allah’ın rahmetinden de ümit kesmeyecek şekilde O’ndan kork. Cahilin övgü ve sözlerine asla aldanma. Zira bu, kibirlenip sonra ululanmana ve amelinle övünmene sebep olur. Gerçekten en iyi amel ibadet ve (bunun da yanında) tevazudur.”</p>
<p>19- “Müminde şu sekiz haslet olmalıdır: Buhranda (fitnelerde) ağırbaşlı, belada sabırlı, varlıkta şükredici, Allah’ın verdiği rızka kanaat eden, düşmanlara (bile) zulmetmeyen, dostlara yük olmayan, bedeni kendisi tarafından zahmette, insanlar ise ondan taraf rahatlıkta olmalı.”</p>
<p>20- “Alimin bir günahı bağışlanmadan, cahilin yetmiş günahı bağışlanır.”</p>
<p>21- “Zenginlikte azma; yoksullukta sabırsızlık etme. Katı ve taş yürekli olma; çünkü böyle olursan halk sana yaklaşmaktan hoşlanmaz. Gevşek ve zayıf da olma; zira seni tanıyan tahkir eder. Kendinden üstte olana karşı düşmanlık yapma; senden aşağıda olanla da alay etme. İşlerde, o işin ehliyle çekişme (işi ehline bırak). Akılsızlara itaat etme. Herkesin yanında kendini küçültme. Yükünü başkasının üzerine yükleme. Bir işin içerisinde kalıp pişman olmadan önce, o işin giriş ve çıkış yolunu öğrenmek için dur, düşün (sonra başla). Kalbini ortak olduğun bir yakın ve amelini peşinden gittiğin bir baban, nefs-i emmareni mücadele ettiğin düşman ve (sahibine) geri vereceğin emanet kabul et. Sen kendi nefsinin doktoru kılınmışsın, sıhhat alameti sana öğretilmiş, dert ve dermanın sana açıklanmıştır. Öyleyse kendine nasıl bakacağına dikkat et.”</p>
<p>22- “Kim, kendisini ateşten kurtarmaktan başka bir endişeyle sabahlarsa, büyük bir meseleyi küçük saymış ve Rabbinin vereceği az bir kâra meyletmiştir. Kim müslüman kardeşine hile yapar, onu tahkir eder ve onunla kavga yaparsa, Allah onu cehenneme sokar. Kim bir mümine haset ederse, tuzun suda eridiği gibi onun da imanı öylece kalbinde erir.”</p>
<p>23- “Halkın seni iyi adam bilmeleri için onların gözü önünde sadaka verme. Böyle yaparsan mükafatını almış sayılırsın. Sağ elinle bağışta bulunduğun zaman sol elinin haberi olmamalıdır. Çünkü Allah için gizlice verdiğin sadakadan dolayı Allah, halkın verdiğin sadakadan habersiz kalmasının sana zararı ulaşmayacağı bir gün (kıyamet günü) şahitlerin gözü önünde seni mükafatlandıracaktır.”</p>
<p>24- “Lokman’ın oğluna tavsiyelerinden bazıları şunlardı: “Ey oğlum! İşlerinde ağırbaşlı olmaya çalış; Müslüman kardeşlerinin doğurduğu müşkülatlar karşısında nefsine sabrı yükle. Eğer dünya izzetini elde etmek istiyorsan, halkın elinde olan şeylerden tamahını kes; peygamberler ve doğru insanlar, insanlardan tamah gözlerini keserek o yüksek makamlara ulaştılar.”</p>
<p>25- “Bizi tanıyan her Müslüman’ın, her gece ve gündüz amellerine bakması ve kendisini hesaba çekmesi gerekir. Eğer yaptığı işlerin iyi olduğunu görürse, o işi daha da çoğaltmalıdır; ama eğer kötü olduğunu görürse kıyamet günü rezil olmaması için yaptığı kötü işlerden tövbe etmelidir.”</p>
<p>26- “Ey Nu’man oğlu! Eğer kardeşinin seninle samimi dost olmasını istiyorsan onunla şaka yapma, münakaşa etme, ona karşı övünme ve ona karşı düşmanlık gütme. Sırlarını dostuna açıp söyleme; ancak düşmanın haberdar olmasıyla sana zararı olmayacak sırlar olursa o başka; çünkü dostun da bir gün düşman olabilir.”</p>
<p>27- “Üç şeye rağbet göstermeyen üç şeye duçar olur: Uzlaşmaya rağbet göstermeyen yardımcısız kalır, hayır işe rağbet göstermeyen pişman olur, arkadaşlarını çoğaltmaya rağbet göstermeyen zarar görür.”</p>
<p>28- “Ey Cundeb oğlu! Ameline güvenen helak olur, Allah’ın rahmetine güvenerek günahlara cür’et eden kurtulamaz.” Öyleyse kim kurtulur? diye sorduğumda buyurdular ki: “Ümitle korku arasında olan kimseler kurtulur; bunların kalpleri mükafatın hevesinden ve azabın korkusundan sanki bir kuşun pençesine asılmış gibidir.”</p>
<p>29- “İyilik kendi ismi gibi iyidir. İyilikten, sevabı hariç daha üstün bir şey yoktur, amelden de iyi olan onun mükâfatıdır. İyilik etmek, Allah’ın, kuluna verdiği bir hediyedir. Her iyilik yapmak isteyen onu yapamaz; gücü yeten herkes de buna muvaffak olamaz. Allah bir kula lütufta bulunmak isterse ona iyilik yapma isteğini, gücünü ve muvaffakiyetini verir. İşte burada, iyilik yapmak isteyen için saadet ve yücelik tamamlanır…”</p>
<p>30- “Mümin kardeşinin ihtiyacını karşılamak için adım atan bir kimse, Safa ve Merve arasında sa’y eden kimse gibidir. Onun ihtiyacını karşılayan bir kimse de Bedir ve U-hud savaşında Allah yolunda kanına boyanan kimse gibidir.</p>
<p>Allah hiçbir ümmeti, fakir kardeşlerinin haklarını küçümsemedikleri müddetçe helak etmemiştir.”</p>
<p>31- “Allah, bazı kavimlere nimetler verir, şükretmeyince, o nimetler onlara vebal olur; bazı kavimleri musibetlere duçar kılar, sabredince o musibetler kendilerine nimet olur.”</p>
<p>32- “Kul, günahı gizli olarak işlerse, yalnız yapana zarar verir; ama açıkta işler ve önlenmezse (o zaman) topluma zarar verir.”</p>
<p>33- “Aklı olmayan, ıslah olmaz. İlmi olmayan, anlayamaz. Anlayan, nezaketli olur. Halim ve olgun olan, muzaffer olur. İlim siperdir. Doğruluk izzettir. Cehalet zillettir. Anlayış ululuktur. Cömertlik başarıdır. Güzel ahlak, dostluğa yol açar. Zamanını tanıyana, şüpheler saldırmaz. Sağduyu, zannın kandilidir. Allah, kendisini tanıyanın dostudur ve O’nu tanımadığı halde tanıyor gibi görüneninin de düşmanıdır. Akıllı insan bağışlayıcı, cahil ise gaddar olur. Saygı görmek istiyorsan, yumuşak davran. Hakir olmak istiyorsan, haşin ol. Asaletli olanın, kalbi yumuşak olur. Haşin olanın, kalbi katı olur. Vazifesini yapmada kusur eden, uçuruma düşer. İşin sonundan endişesi olan, bilmediği şeyde ihtiyatlı davranmalıdır. Bilmeyerek bir işe teşebbüs eden, kendi burnunu yere sürter (zillete duçar olur). İlmi olmayan, anlamaz; anlamayan kurtulmaz; kurtulmayan, kıymetli olmaz; kıymetli olmayan ezilir; ezilen çok kınanır; böyle olan bir kimseye ise pişmanlık yakışır.”</p>
<p>34- “Babalarınıza iyilik edin ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler. Halkın hanımlarına karşı iffetli davranın ki, hanımlarınız da iffetli olsunlar.</p>
<p>35- “Seninle ilişkisini kesenle ilişki kur. Seni mahrum bırakana bağışta bulun. Sana kötülük yapana iyilik yap. Sana küfredene selam ver. Düşmanlık yapana karşı insaflı davran. Zulmedeni affet; nitekim sen de affedilmeği seversin. Allah’ın seni affetmesinden ibret al. Güneşin hem iyi hem de kötü insanlara doğduğunu ve yağmurun da hem salih hem de suç işleyenlere yağdığını görmüyor musun?”</p>
<p>36- “Üç çeşit insandan kork: Hain, zalim ve laf taşıyan. Çünkü senin için (başkasına) hıyanet eden, sana da eder; senin için (başkasına) zulüm eden sana da zulüm eder; sana laf taşıyan senden de söz götürür.”</p>
<p>37- “ Allah, kitabından bir harfin (ayetin) okunmasını dinleyen kimse için bir hasene (sevap) yazar, bir günahını siler ve onu bir derece yükseltir.”</p>
<p>38- “Evli bir kimsenin kıldığı iki rekat namaz, bekârın kıldığı yetmiş rekattan daha üstündür.”</p>
<p>39- “Ailesinin geçimini sağlamak için çalışan, Allah yolunda cihat eden kimse gibidir.”.</p>
<p>40- İmam (a.s), ölüm anında etrafında toplanan akrabalarına bakıp şöyle buyurdular: “Namazı hafif sayan, bizim şefaatimize ulaşmayacaktır.”</p>
<p>—————</p>
<p>KAYNAKLAR</p>
<p>1- Tuhaf’ul- Ukul, s. 683.</p>
<p>2- Tuhaf’ul- Ukul, s. 747. H:. 70.</p>
<p>3- Vesail’uş- Şia, c. 18, s. 99.</p>
<p>4- Tuhaf’ul- Ukul, s. 749.</p>
<p>5- Tuhaf’ul- Ukul, s. 665.</p>
<p>6- Tuhaf’ul- Ukul, s. 743.</p>
<p>7- Usul-u Kafi, c. 2, s. 171.</p>
<p>8- Usul-u Kafi, c. 2, s. 166.</p>
<p>9- Tuhaf’ul- Ukul, s. 753. H. 90.</p>
<p>10- Tuhaf’ul- Ukul, s. 755. H. 103.</p>
<p>11- Tuhaf’ul- Ukul, s. 781. H. 175.</p>
<p>12- Bihar’ul- Envar, c. 73, s. 48.</p>
<p>13- Ravzat’ul- Vaizin, s. 499.</p>
<p>14- Tuhaf’ul- Ukul, s. 779. H. 172.</p>
<p>15- Tuhaf’ul- Ukul, s. 741.</p>
<p>16- Tuhaf’ul- Ukul, s. 625.</p>
<p>17- Usul-u Kafi, c. 2, s. 105.</p>
<p>18- Tuhaf’ul- Ukul, s. 625.</p>
<p>19- Usul-u Kafi, c. 1, s. 47.</p>
<p>20- Usul-u  Kafi, c. 1, s. 47.</p>
<p>21-Tuhaf’ul- Ukul, s. 627.</p>
<p>22- Tuhaf’ul- Ukul, s. 621.</p>
<p>23- Tuhaf’ul- Ukul, s. 629.</p>
<p>24- Bihar’ul- Envar, c. 13, s. 419-420.</p>
<p>25- Tuhaf’ul- Ukul, s. 617.</p>
<p>26- Tuhaf’ul- Ukul, s. 643.</p>
<p>27- Tuhaf’ul- Ukul, s. 657. H. 32.</p>
<p>28- Tuhaf’ul- Ukul, s. 621.</p>
<p>29- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 246.</p>
<p>30- Tuhaf’ul- Ukul, s. 623.</p>
<p>31- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 241.</p>
<p>32- Kurb’ul- İsnad, s. 26.</p>
<p>33- Tuhaf’ul- Ukul, s. 731.</p>
<p>34- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 242.</p>
<p>35- Tuhaf’ul- Ukul, s. 629.</p>
<p>36- Tuhaf’ul- Ukul, s. 651.</p>
<p>37- Uddet’ud- Dai, s. 270.</p>
<p>38- Bihar’ul- Envar, c. 103, s. 219.</p>
<p>39- Vesail’uş- Şia, c. 12, s. 43.</p>
<p>40- Vesail’uş- Şia, c. 3, s. 17.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=20</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değerli Öğütler</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=17</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=17#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 13:54:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HADİSLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[
İmam Cafer-i Sadık (a.s): “Aklı olmayan, ıslah olmaz. İlimi olmayan, anlayamaz. Anlayan, nezaketli olur. Halim ve olgun olan, muzaffer olur. İlim siperdir. Doğruluk izzettir. Cehalet zillettir. Anlayış ululuktur. Cömertlik başarıdır. Güzel ahlak, dostluğa yol açar. Zamanını tanıyana, şüpheler saldırmaz sağduyu, zannın kandilidir. Allah, kendisini tanıyanın dostudur ve O’nu tanımadığı halde tanıyor gibi görüneninin de düşmandır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/zikr.jpg" alt="" title="" width="180" height="119" class="aligncenter size-full wp-image-18" /></p>
<p>İmam Cafer-i Sadık (a.s): “Aklı olmayan, ıslah olmaz. İlimi olmayan, anlayamaz. Anlayan, nezaketli olur. Halim ve olgun olan, muzaffer olur. İlim siperdir. Doğruluk izzettir. Cehalet zillettir. Anlayış ululuktur. Cömertlik başarıdır. Güzel ahlak, dostluğa yol açar. Zamanını tanıyana, şüpheler saldırmaz sağduyu, zannın kandilidir. Allah, kendisini tanıyanın dostudur ve O’nu tanımadığı halde tanıyor gibi görüneninin de düşmandır. Akıllı insan bağışlayıcı, cahil ise gaddar olur. Saygı görmek istiyorsan, yumuşak davran. Hakir olmak istiyorsan, haşin ol. Asaletli olanın, kalbi yumuşak olur. Haşin olanın, kalbi katı olur. Vazifesini yapmada kusur eden, uçuruma düşer. İşin sonundan endişesi olan, bilmediği şeyde ihtiyatlı davranmalıdır. Bilmeyerek bir işe teşebbüs eden, kendi burnunu yere sürter (zillete duçar olur). İlmi olmayan, anlamaz; anlamayan kurtulmaz; kurtulmayan, kıymetli olmaz; kıymetli olmayan, ezilir; ezilen, çok kınanır; böyle olan bir kimseye ise pişmanlık yakışır.”</p>
<p>[ Tuhaf’ul-Ukul, s. 731]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=17</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmamı Mehdi (a.f) Hatırlamak</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=14</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=14#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 13:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[
Bekleyen kimselere imamı tanıma ve ona uyma konusunda yardım eden şey; onları zuhuru bekleme konusunda sabit kılan şey; canlarının tabibi imam ile sürekli bir şekilde manevi birliktelik ve irtibat içinde olmalarıdır.
Ümmetin şefkatli imamı, her zaman ve her yerde Şiilerini görüp gözetlerken; ona âşık olanların dünya veya dünyada olan geçici lezzetler ile meşgul olmaları ve yüce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/hatir.jpg" alt="" title="" width="250" height="150" class="aligncenter size-full wp-image-15" /></p>
<p>Bekleyen kimselere imamı tanıma ve ona uyma konusunda yardım eden şey; onları zuhuru bekleme konusunda sabit kılan şey; canlarının tabibi imam ile sürekli bir şekilde manevi birliktelik ve irtibat içinde olmalarıdır.</p>
<p>Ümmetin şefkatli imamı, her zaman ve her yerde Şiilerini görüp gözetlerken; ona âşık olanların dünya veya dünyada olan geçici lezzetler ile meşgul olmaları ve yüce imamı unutmaları doğru mudur?</p>
<p>Dostluğun gerektirdiği şey; insanların bütün durumlarda, sevdiklerini kendilerinden daha aziz ve değerli bilmeleridir. Dua için ellerini açtıkları zaman onunla duaya başlamalarıdır. Onun sağlığı, sıhhati ve zuhuru için dua etmeleridir. Aziz imam (a.f) bu konuda şöyle buyurmaktadır:<br />
“Zuhurun çabuk olması için çok dua edin. Çünkü bu sizin kurtuluşunuzdur.”[1]</p>
<p>Ve imam Mehdi’nin (a.f) zuhurunu bekleyenler her zaman şu duayı okumalıdırlar:</p>
<p>“Allah’ım! Senin velin olan Hüccet İbni’l Hasan’a (selam ve salâtın ona ve babalarına olsun.), isteğinle yeryüzüne yerleşinceye ve uzun bir müddet faydalanıncaya kadar (zuhur edinceye kadar), şu saatte ve bütün saatlerde koruyucu, bekçi, yardımcı, yol gösterici ve gözetleyici ol.”[2]</p>
<p>Gerçekten bekleyen bir kimse, sadaka verirken önce kendi imamının mübarek bedeninin sağlık ve sıhhatini düşünür. Her fırsatta onu hatırlar. Şefkat ve merhametine ümit ederek ona tevessülde bulunur. Mübarek zuhurunun hasreti ile yanar. Güzel cemalini görmek için içten içe feryat eder.<br />
“Bütün insanları görüyor olmak ancak seni görememek, bana çok ağır geliyor.”[3]</p>
<p>Bekleyiş içinde olan kimse; kalplerin maşuku imam hakkında yapılan toplantılarda hazır olan ve ona karşı kalbinde bulunan sevgiyi günden güne sağlamlaştıran kişidir. Sahle mescidine, Cemkeran mescidine ve İmam-ı Asr’a ait olan mukaddes serdaba (imamın gıybete çekildiği yer) gidiş gelişi olan kişidir.</p>
<p>İmam Mehdi’yi (a.f) hatırlamanın en güzelliklerinden biri de, onu bekleyenlerin hayatları boyunca her gün onunla biatlerini yenilemeleridir. Bu anlaşma üzerine sabit kaldıklarını ilan etmeleridir.</p>
<p>Ahit duasının bir bölümünde şöyle yer almaktadır:</p>
<p>“Allah’ım! İçinde bulunduğum şu sabah vakti ve bütün hayatım boyunca, hazrete karşı olan ahdimi ve anlaşmamı yeniliyorum. Hiçbir zaman bu ahitten ve anlaşmadan dönmeyecek ve sabit olarak kalacağım. Allah’ım! Beni, hazretin yardımcılarından, dostlarından ve savunanlarından eyle. Onun emirlerine ve yasaklarına itaat etmek, onu himaye etmek, onun irade ettiği şeyi yerine getirmek için herkesten öne geçenlerden eyle. Hazretin ordusunda şehit olabilmek için ona doğru koşan kimselerden karar kıl?”[4]</p>
<p>Kim bu duayı sürekli olarak kalpten okursa ve duada geçen manalara dikkat ederse, hiçbir zaman tembelliğe duçar olmaz. Hazretin gerçekleştirmek istediği hedefleri gerçekleştirmek ve zuhurunun ortamını yaratmak için bir an olsun durmaz. Böyle bir insan, hiç şüphesiz savaş meydanında Allah’ın imamının yardımcılarından ve dostlarından olacaktır.</p>
<p>İmam Caferi Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>“Kim kırk sabah Allah’a ahit duası ile yalvarırsa, Kaim’in (a.f) dostlarından olur. Eğer hazret zuhur etmeden önce ölürse, Allah onu kabrinden çıkaracaktır (ve Kaim’e (a.f) yardım edecektir.)…</p>
<p>——————————————————————-</p>
<p>[1]- Kemaluddin, c.2, bab. 45, h.4, s.237</p>
<p>[2]- Mefatihi’l-Cinan, Mübarek Ramazan ayının 23. gecesinde yapılan ameller.</p>
<p>[3]- Mefatihi’l-Cinan, Nudbe duası.</p>
<p>[4]- Mefatihi’l-Cinan, Ahit Duası.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=14</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Hz Mehdi (as)</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=11</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=11#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 13:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KELAMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[
Bilmiyorlar mı?
İmam Mehdi (a.f): “Ben basiretten sonra körlükten, hidayetten sonra sapıklıktan, tehlikeli amel ve fitnelerden Allah’a sığınıyorum. Allah Teala buyuruyor ki: “Elif lam Mim. İnsanlar yalnızca iman ettik diyerek sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?”
Bu insanlar nasıl fitneye düşüyor, hayranlık içerisinde dolaşıp duruyor, sağ ve solu tutuyorlar? Bunlar dinlerini mi parçalamışlar, tereddüde mi kapılmışlar, yoksa hakka karşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/imam.jpg" alt="" title="" width="250" height="175" class="aligncenter size-full wp-image-12" /></p>
<p><strong>Bilmiyorlar mı?</strong></p>
<p>İmam Mehdi (a.f): “Ben basiretten sonra körlükten, hidayetten sonra sapıklıktan, tehlikeli amel ve fitnelerden Allah’a sığınıyorum. Allah Teala buyuruyor ki: “Elif lam Mim. İnsanlar yalnızca iman ettik diyerek sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?”</p>
<p>Bu insanlar nasıl fitneye düşüyor, hayranlık içerisinde dolaşıp duruyor, sağ ve solu tutuyorlar? Bunlar dinlerini mi parçalamışlar, tereddüde mi kapılmışlar, yoksa hakka karşı inat mı ediyorlar, yoksa doğru rivayetlerin ve sahih hadislerin getirdiği (açıkladığı) şeyden mi haberleri yoktur? Veya haberleri var da kendilerini bilmezliğe mi vuruyorlar? Yeryüzünün, Allah’ın zahir veya gizli hüccetinden boş kalmayacağını bilmiyorlar mı? Acaba Peygamberden sonra İmamların birbirinin ardınca sırasıyla geldiğini ve İmametin Allah’ın emriyle önceki İmama (Hz. Hasan Askeri’ye) ulaştığını, o da önceki babalarının mevkisinde oturup halkı hakka ve doğru yola hidayet ettiğini bilmiyorlar mı?</p>
<p>O, aydınlatıcı bir nur, ışık saçan bir yıldız, parlayan bir aydı. Allah Teala kendi katında olanı onun için seçti ( onu kendi rahmetine götürdü). O da babalarının tuttuğu yolu tuttu, kendisinden alınan ahd üzere onların ayaklarının yerine ayak bastı, o belirlenen bir ahd üzere kendi vasisini belirledi; Allah o vasiyi bir müddete kadar kendi emriyle sakladı, kendi takdiri gereği iradesiyle onun yerini gizli tuttu. Onun mevkisi bizim aramızdadır, onun fazileti bizim içindir. Eğer Allah, ondan men ettiği şeyi ona izin verir ve gizli kalmasındaki hükmünü ondan kaldırırsa, hakkı en güzel biçimde, en açık delille ve en aşikar nişanesiyle onlara gösterir, zuhur ederek hüccet ve delilini ikame eder. Ama Allah’ın takdiri mağlup olmaz, iradesi reddedilmez ve tevfikinden ileri geçilmez.” </p>
<p>[Kelimet’ul- İmam Mehdi, s. 314.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=11</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam’ın Güzel Ahlakı</title>
		<link>http://mehdi.can.az/?p=1</link>
		<comments>http://mehdi.can.az/?p=1#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 14:15:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HADİSLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mehdi.can.az/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[
Şeyh Müfid ve diğerleri şöyle naklederler: “Medine’de ikinci halifenin soyundan olan birisi sürekli İmam Musa Kâzım’a (a.s) eziyet ediyor ve kötü sözler söylüyordu. İmamı gördüğünde Hz. Ali hakkında yakışıksız sözler sarf ediyordu. İmamın dostları onu öldürmek için izin istediler, İmam onları engelledi ve, “O adam şu anda nerededir” diye sordu. Adamın Medine etrafında ziraatla uğraştığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5" src="http://mehdi.can.az/wp-content/uploads/islam.jpg" alt="" width="180" height="140" /></p>
<p>Şeyh Müfid ve diğerleri şöyle naklederler: “Medine’de ikinci halifenin soyundan olan birisi sürekli İmam Musa Kâzım’a (a.s) eziyet ediyor ve kötü sözler söylüyordu. İmamı gördüğünde Hz. Ali hakkında yakışıksız sözler sarf ediyordu. İmamın dostları onu öldürmek için izin istediler, İmam onları engelledi ve, “O adam şu anda nerededir” diye sordu. Adamın Medine etrafında ziraatla uğraştığını söylediler.<br />
İmam (a.s) bineğine binip onu görmeye gitti. İmam bineğiyle onun tarlasına girdi. Adam İmama tarlaya girmemesini ve ekinine zarar vermemesini söyledi. İmam (a.s) o şekilde yanına vardı ve oturdu, gülümseyerek tatlı sohbete koyuldu, tarlasına ne kadar masraf ettiğini sordu. Adam, “yüz dinar” harcadığını söyleyince, “ne kadar kâr umduğunu” sordu. Adam gaybı bilmediğini, ama yaklaşık iki yüz dinar kazanmayı umduğunu söyledi.<br />
İmam (a.s) ona üç yüz dinar verdi ve “Bunu al, ektiklerin de sana kalsın, Allah ümit ettiğin rızkı sana verecektir.” dedi.<br />
Adam kalkıp İmamın alnından öptü ve onu affetmesini istedi. İmam (a.s) gülümseyerek ondan ayrıldı. O günden itibaren o adam İmamı Mescitte gördüğünde, “Allah, risaletini nereye koyacağını daha iyi bilmektedir.” ayetini okurdu.<br />
Adamın arkadaşları; “Ne oldu sana? Önceleri farklı şeyler söylüyordun?” dediklerinde adam şöyle dedi: “Sözlerimi duydunuz; şimdi de duyunuz.” dedi. Daha sonra İmam hakkında dua etmeye başladı. Arkadaşları ona düşmanca tavır almaya başladılar, o da onlara karşı aynı tavrı takındı.<br />
Daha sonra İmam (a.s) ashabına; “Benim yaptığım mı iyidir; yoksa sizin yapmak istediğiniz mi? Ben az parayla onu ıslâh ettim ve şerrini def ettim.”</p>
<p>Bihar’ul-Envar, c.45, s.102, h: 7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mehdi.can.az/?feed=rss2&amp;p=1</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
